Besin alerjisi olan çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler listesinin başında; alerjen gıdanın ve tüm gizli içeriklerinin beslenmeden çıkarılması, ev mutfağında çapraz bulaşma riskine karşı titiz önlemler alınması ve her an ulaşılabilir bir acil durum eylem planına sahip olunması gelir. Çocukların güvenliğini sağlamak için her market alışverişinde içerik etiketleri detaylıca okunmalı, okul ve sosyal çevre bu hassasiyet konusunda tam bilgilendirilmeli ve adrenalin oto-enjektörü gibi hayat kurtarıcı ekipmanlar her zaman hazır bulundurulmalıdır. Uzman eşliğinde yürütülen bu süreç anafilaksi riskini kontrol altına alırken çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyen en temel stratejidir.

Besin Alerjisi Nedir ve Vücutta Nasıl Gelişir?

Bağışıklık sistemi, vücudun en sadık ve en güçlü koruyucu ordusudur. Normal şartlar altında bu sistemin yegane görevi; vücuda giren tehlikeli virüsleri, bakterileri ve mikropları tespit edip onları etkisiz hale getirmektir. Ancak bağışıklık sisteminin kafasının karıştığı ve tamamen zararsız olan maddeleri birer düşman gibi algıladığı durumlar vardır. Vücut, normalde beslenmek, büyümek ve enerji almak için ihtiyaç duyulan inek sütü, yumurta veya fındık gibi gıdaların içindeki proteinleri tehlikeli birer istilacı sanır. Bu yanlış algı sonucunda, o gıda vücuda her girdiğinde büyük bir savunma savaşı başlatılır.

Bu savaşın vücuttaki yansımaları, savunma sisteminin hangi hücrelerinin devreye girdiğine bağlı olarak değişiklik gösterir. Hızlı gelişen tepkilerde, gıdanın tüketilmesinden dakikalar sonra vücutta histamin adı verilen güçlü bir kimyasal madde salgılanmaya başlar. Histamin, damarların genişlemesine, sıvı sızdırmasına ve dokuların şişmesine neden olan temel maddedir. Ciltte aniden kabarmalar, nefes yollarında daralma veya seste çatallaşma işte bu kimyasalın eseridir. Daha yavaş gelişen tepkilerde ise bağışıklık sisteminin farklı askerleri olan hücresel elemanlar görev alır. Bu durumda belirtiler hemen ortaya çıkmaz; yiyecek sindirim sisteminden geçerken bağırsak duvarında hasar yaratır ve şikayetler saatler, hatta bazen günler sonra kendini gösterir. Bu iki farklı çalışma prensibi, hastalığın nasıl bir seyir izleyeceğini anlamak açısından en temel rehberdir.

Çocuğumda Besin Alerjisi Olduğunu Gösteren Belirtiler Nelerdir?

Vücudun verdiği tepkiler her çocukta aynı olmaz. Bazı çocuklarda sadece tek bir sistem etkilenirken, bazılarında birden fazla organ aynı anda reaksiyon gösterebilir. Belirtilerin çeşitliliği, bazen bu durumun başka hastalıklarla, örneğin basit bir virüs enfeksiyonu veya mide üşütmesi ile karıştırılmasına yol açabilir. Çocuğun cildinde, solunum yollarında veya sindirim sisteminde meydana gelen değişiklikleri dikkatle gözlemlemek, teşhisin en önemli adımıdır.

Cilt üzerinde en sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Kurdeşen
  • Egzama
  • Kızarıklık
  • Şişlik
  • Kaşıntı

Yukarıda bahsedilen kurdeşen, vücudun herhangi bir yerinde aniden beliren, yer değiştiren, sivrisinek ısırığı gibi kabarık ve inanılmaz derecede kaşıntılı plaklardır. Şişlikler ise genellikle göz kapaklarında, dudaklarda, dilde veya kulak kepçesinde sıvı toplanması şeklinde görülür. Egzama ise daha sinsi ilerler; özellikle yanaklarda, boyun kıvrımlarında, diz arkalarında ve dirsek içlerinde geçmeyen kuruluk, pullanma ve kızarıklık olarak kendini belli eder.

Sindirim sisteminde görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:

  • Kusma
  • İshal
  • Kabızlık
  • Gaz

Sindirim sistemi tepkileri özellikle bebeklik döneminde çok sık yaşanır. Fışkırır tarzda şiddetli kusmalar, geçmeyen ve bebeği kıvrandıran gaz sancıları, kakada sümüksü (mukuslu) bir yapı veya kan iplikçikleri görülmesi en tipik bulgulardır. Solunum sisteminde ise burun akıntısı, peş peşe hapşırma, seste kabalaşma, inatçı bir kuru öksürük ve nefes alıp verirken göğüsten gelen hırıltı sesleri dikkatle izlenmelidir. Dolaşım sisteminin etkilendiği durumlarda ise çocukta aniden bir solukluk, halsizlik, sürekli uyku hali veya bayılma hissi ortaya çıkabilir.

Besin Alerjisi Tanısı İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?

Teşhis süreci, yalnızca bir test sonucuna bakılarak karar verilebilecek kadar basit değildir. Bu süreç parçaların titizlikle birleştirildiği bir yapboza benzer. En değerli bilgi kaynağı her zaman ailenin anlattığı hikayedir. Çocuğun ne yediği, ne kadar yediği, belirtilerin ne zaman başladığı ve ne kadar sürdüğü detaylıca incelenir. Şüpheli durumlar belirlendikten sonra bilimsel test aşamasına geçilir.

Tanı için başvurulan başlıca inceleme yöntemleri şunlardır:

  • Öykü
  • Deri
  • Kan

Deri prik testi, en yaygın ve en güvenilir ilk adımdır. Bu test bebekliğin ilk aylarından itibaren rahatlıkla yapılabilir. Çocuğun sırtına veya koluna, şüphelenilen gıdaların sıvı özütleri küçük damlalar halinde damlatılır. Ardından ucu çok ince, plastik veya metal bir aparatla bu damlaların üzerinden cilde minik bir çizik atılır. Bu işlem kesinlikle can yakıcı değildir ve kanamaya yol açmaz. Yaklaşık on beş, yirmi dakika beklenir ve damlatılan yerlerde sivrisinek ısırığına benzer kabarıklıklar olup olmadığı milimetrik olarak ölçülür.

Eğer çocuğun vücudunda test yapmaya engel olacak kadar yaygın bir egzama varsa veya kullandığı alerji şuruplarını kesmesi tıbben sakıncalıysa, o zaman kan testlerine başvurulur. Laboratuvar ortamında, çocuğun kanında o gıdaya karşı özel olarak üretilmiş olan savunma proteinlerinin (antikorların) miktarı ölçülür. Çıkan sayısal değerler, vücudun o gıdaya ne kadar duyarlı olduğunu gösterir.

Çocuklarda Besin Alerjisi Testleri Her Zaman Kesin Sonuç Verir mi?

Toplumda, özellikle kan ve deri testleriyle ilgili çok yaygın bir yanlış anlaşılma vardır. Aileler genellikle ellerine aldıkları test kağıdında pozitif çıkan, yani yüksek görünen her yiyeceği derhal çocuğun hayatından çıkarmak gibi büyük bir hataya düşerler. Oysa tıpta “duyarlanma” ile “klinik hastalık” birbirinden tamamen farklı iki kavramdır.

Bir testin pozitif çıkması, bağışıklık sisteminin o gıdayı tanıdığını gösterir. Ancak bağışıklık sistemi o gıdayı tanısa bile, çocuk o yiyeceği yediğinde hiçbir şikayet yaşamıyorsa, ortada bir hastalık yok demektir. Örneğin kan testinde yer fıstığına karşı değerler yüksek çıkabilir. Eğer çocuk evde fıstık ezmesi yiyor ve hiçbir sorun yaşamıyorsa, sırf kağıtta yüksek yazıyor diye fıstığı yasaklamak, çocuğun o gıdaya olan toleransını kaybetmesine ve ileride gerçekten tepki vermeye başlamasına neden olabilir.

Tam tersi bir durum da mümkündür. Bağırsak tepkisiyle ilerleyen, yani geç reaksiyon veren durumlarda, çocuğun kakasında kan olmasına rağmen hem deri testi hem de kan testi tamamen temiz çıkabilir. Çünkü bu reaksiyonlar testlerde ölçülen antikorlarla değil farklı hücrelerle gerçekleşir. Dolayısıyla laboratuvar sonuçları hiçbir zaman tek başına bir anlam ifade etmez; bu rakamların mutlaka çocuğun günlük hayattaki durumuyla eşleştirilmesi gerekir.

Besin Alerjisi Teşhisinde Yükleme Testi Neden Çok Önemlidir?

Bazen hikaye çok belirsizdir, test sonuçları sınırda çıkar veya çocuğun artık bu durumu atlatıp atlatmadığı merak edilir. İşte böyle durumlarda, kesin kararı vermek için başvurulan ve “altın standart” olarak kabul edilen en güvenilir yöntem yükleme (provokasyon) testidir. Bu test, adeta gerçeğin ortaya çıkarıldığı son basamaktır.

Öncelikle şüphelenilen gıda birkaç hafta boyunca çocuğun beslenmesinden tamamen çıkarılır. Bu süre zarfında şikayetlerin düzelip düzelmediği gözlemlenir. Eğer şikayetler kaybolursa, kesin tanı koymak için o gıda çocuğa tekrar kontrollü bir şekilde yedirilir. Ancak bu işlem olası ciddi riskler barındırdığı için kesinlikle evde, ailenin kendi inisiyatifiyle denenmemelidir. Test her zaman tam teşekküllü bir hastane ortamında, acil müdahale ekipmanlarının başucunda hazır bulunduğu şartlarda gerçekleştirilir.

Test gününde çocuğa şüpheli yiyecekten dudak kenarına sürülecek kadar minicik bir miktar verilir. Belirli bir süre hiçbir reaksiyon olmazsa, miktar bir çay kaşığına, sonra bir tatlı kaşığına çıkarılarak adım adım artırılır. Her doz arasında vücut dikkatle dinlenir. Eğer hedeflenen son doza kadar hiçbir döküntü, kusma veya nefes darlığı yaşanmazsa, çocuğun o gıdayı artık rahatça tüketebileceği müjdelenir ve diyet sonlandırılır.

Türkiye’de En Sık Görülen Besin Alerjisi Türleri Nelerdir?

Çocukluk çağında aklınıza gelebilecek hemen her türlü yiyecek, hatta meyveler ve sebzeler bile reaksiyona neden olma potansiyeline sahiptir. Ancak vakaların çok büyük bir bölümünden, toplumda sık tüketilen belli başlı protein kaynakları sorumludur. Gıdanın türü, sürecin ne kadar şiddetli geçeceğinin ve ne kadar süreceğinin de en önemli göstergelerinden biridir.

Sıklıkla karşılaşılan tetikleyiciler şunlardır:

  • Süt
  • Yumurta
  • Fıstık
  • Fındık
  • Ceviz
  • Buğday
  • Soya
  • Balık
  • Karides
  • Mercimek

Bebeklik ve erken çocukluk döneminin açık ara en yaygın sorunu inek sütüdür. Sütün içindeki proteinler, bebeklerin henüz tam olgunlaşmamış bağırsak sisteminde kolayca reaksiyon yaratır. Onu hemen ardından yumurta takip eder. Yumurtanın beyaz kısmında bulunan proteinler, sarısına kıyasla çok daha güçlü reaksiyon tetikleyicileridir. Bu iki temel gıda, genellikle çocuk büyüdükçe vücut tarafından kabul edilmeye başlar.

Ancak kuruyemişler, deniz ürünleri ve tohumlar söz konusu olduğunda tablo biraz daha farklıdır. Yer fıstığı, kaju, Antep fıstığı gibi çerezler ile balık ve kabuklu deniz ürünleri, çok az bir miktarla bile son derece şiddetli reaksiyonlar başlatma özelliğine sahiptir. Üstelik bu gruptaki hassasiyetler, yaş ilerlese bile çoğu zaman kaybolmaz ve hayat boyu devam etme eğilimi gösterir.

İnek Sütü Besin Alerjisi Durumunda Beslenme Süreci Nasıl Olmalıdır?

İnek sütü hassasiyeti teşhisi konduğunda, ailelerin ilk şoku “Süt olmadan bu çocuk nasıl büyüyecek?” endişesidir. Kalsiyum ve protein açısından çok zengin olan sütün aniden hayattan çıkması, alternatif ve güvenli yolların hızla devreye sokulmasını gerektirir. Sadece sütün kendisi değil içinden süt geçen her şey diyetten çıkarılmak zorundadır.

Beslenmeden çıkarılması gereken bazı gıdalar şunlardır:

  • Yoğurt
  • Peynir
  • Tereyağı
  • Kaymak
  • Kefir

Eğer bebek sadece anne sütüyle besleniyorsa, inek sütü proteinleri annenin sindirim sisteminden anne sütüne geçebildiği için annenin de sıkı bir diyet yapması gerekir. Emziren bir annenin diyetten tüm süt ürünlerini çıkarması, kendi kemik sağlığı açısından risk oluşturur. Bu nedenle annenin kalsiyum depolarını korumak için uygun takviyeler alması şarttır.

Bebeğin anne sütü alamadığı veya mamayla desteklenmesi gerektiği durumlarda, marketlerde satılan standart devam sütleri kullanılamaz. Hipoalerjenik olarak bilinen mamalar da çözüm değildir çünkü içlerindeki proteinler hala reaksiyon yaratacak kadar büyüktür. Bu durumda süt proteinlerinin laboratuvar ortamında vücudun tanıyamayacağı kadar mikroskobik parçalara ayrıldığı özel tıbbi mamalar kullanılır. Bu mamaların tadı ve kokusu standart mamalara göre oldukça farklı ve biraz daha acımsıdır, ancak bebekler genellikle birkaç gün içinde bu yeni tada uyum sağlarlar.

Besin Alerjisi Yönetiminde Çapraz Bulaşma Nedir ve Gıda Etiketleri Nasıl Okunmalıdır?

Reaksiyon yaratan gıdayı tabağa koymamak her zaman yeterli bir önlem değildir. Ailelerin en çok zorlandığı ve gözden kaçan en büyük tehlike “çapraz bulaşma” denilen durumdur. Bu tamamen masum ve güvenli olan bir yiyeceğin, hazırlık aşamasında veya üretim bandında alerjen bir maddeyle kazara temas ederek kirlenmesidir.

Örneğin bir fırında, aynı tezgahta önce peynirli poğaça sonra sade poğaça yapılıyorsa, o sade poğaça artık süt proteini içeriyor demektir. Evde de aynı kesme tahtasında önce peynir doğrayıp sonra bebeğin meyvesini doğrarsanız, bıçak ve tahta aracılığıyla proteinleri meyveye taşımış olursunuz. Bu yüzden mutfakta tencerelerin, kepçelerin ve yıkama süngerlerinin bile ayrılması veya çok iyi temizlenmesi hayati önem taşır.

Market alışverişleri ise bambaşka bir dikkat gerektirir. Her paketin arkasındaki içindekiler listesini büyüteçle okuma alışkanlığı kazanılmalıdır. Gıda üreticileri, yasal zorunluluklar gereği bazı uyarıları yapmak zorundadır. Ancak bazen süt veya yumurta kelimesi açıkça yazmaz; bunların endüstriyel isimleri kullanılır.

Etiketlerde aranması gereken bazı gizli isimler şunlardır:

  • Kazein
  • Laktoz
  • Albümin
  • Globulin
  • Lizozim

Ayrıca paketlerin üzerinde yer alan “Eser miktarda içerebilir” veya “Aynı bantta üretilmiştir” gibi ibareler kesinlikle dikkate alınmalıdır. Çok hassas çocuklarda bu minik eser miktarlar bile büyük acil durumlara zemin hazırlayabilir.

Besin Alerjisi Kaynaklı Şok (Anafilaksi) Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Bütün süreç içindeki en korkutucu senaryo, anafilaksi olarak adlandırılan şok tablosudur. Bu durum saniyeler veya dakikalar içinde çok hızlı gelişen, birden fazla organ sistemini aynı anda çökerten ve müdahale edilmezse hayatı tehdit eden son derece ciddi bir reaksiyondur. Ailelerin bu tabloyu hızla tanıması ve tereddüt etmeden harekete geçmesi gerekir.

Anafilaksi sırasında vücutta gözlemlenebilen bazı durumlar şunlardır:

  • Nefessizlik
  • Hırıltı
  • Morarma
  • Bayılma
  • Kusma

Böyle bir durum yaşandığında, evde bulunan sıradan alerji şurupları veya soğuk uygulamalar hiçbir işe yaramaz. Anafilaksiyi durdurabilecek tek ve en güçlü silah, kas içine uygulanan adrenalindir. Riskli olduğu bilinen çocukların ailelerine önceden reçete edilen ve kalem şeklinde olan adrenalin oto-enjektörleri, böyle anlar için hayat kurtarıcı bir sigortadır.

Uygulama son derece basittir. Kalemin üzerindeki güvenlik kapağı çekilerek çıkarılır. Çocuğun bacağının üst dış kısmına, yani uyluk bölgesine dik bir açıyla kalem sertçe bastırılır. Bastırıldığında içerideki mekanizma tetiklenir ve iğne ilacı kasın içine zerk eder. İlacın içeri girmesi için kalem bacakta yaklaşık on saniye kadar basılı tutulur. Kalem çekildikten sonra o bölgeye hafifçe masaj yapılır. Çocuk aniden ayağa kaldırılmaz, sırt üstü yatırılarak bacakları havaya kaldırılır. Hemen ardından acil sağlık ekiplerine haber verilir. Adrenalinin etkisi bir süre sonra geçebileceği için, çocuğun mutlaka hastaneye ulaştırılması ve gözetim altında tutulması zorunludur.

Besin Alerjisi Olan Çocuklar İçin Okulda Hangi Önlemler Alınmalıdır?

Çocuk kreş veya okul çağına geldiğinde, kontrolün ailenin elinden kısmen çıkması büyük bir stres kaynağına dönüşür. Ancak öğretmenler, okul yönetimi ve ailenin kuracağı güçlü bir işbirliği sayesinde okul ortamı son derece güvenli bir yer haline getirilebilir. Bilgi saklamak yerine durumu tüm şeffaflığıyla okulla paylaşmak en doğru yaklaşımdır.

Okul yönetimine teslim edilmesi gereken bazı önemli evraklar ve malzemeler şunlardır:

  • Rapor
  • Plan
  • İlaç
  • Enjektör

Çocuk için hazırlanan kişiselleştirilmiş eylem planında; çocuğun hangi gıdalardan uzak durması gerektiği, reaksiyon anında ilk ne tür belirtiler gösterebileceği ve acil durumlarda adım adım neler yapılması gerektiği net cümlelerle yazılmalıdır. Adrenalin oto-enjektörünün bir yedeği kesinlikle okulda bulunmalı, kilitli dolaplar yerine öğretmenlerin hızla ulaşabileceği ama diğer çocukların erişemeyeceği güvenli bir noktada muhafaza edilmelidir. Öğretmenlere kalemin nasıl kullanılacağı uygulamalı olarak gösterilmelidir.

Okul içindeki sosyal izolasyon da dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konudur. Çocuğun diğerlerinden ayrı bir masada tek başına yemek yemesi psikolojik olarak onu yıpratabilir. Bunun yerine sınıf içinde yiyecek paylaşımı engellenmeli, masa temizliklerine ekstra özen gösterilmelidir. Özellikle doğum günü kutlamaları veya yerli malı haftası gibi etkinliklerde, ailenin önceden okula gönderdiği ve dondurucuda saklanan güvenli kekler veya atıştırmalıklar çocuğa sunularak, onun da kutlamanın bir parçası olması sağlanmalıdır.

Çocukluk Çağı Besin Alerjisi Zamanla Geçer mi ve Tedavi Edilebilir mi?

Bu zorlu ve yorucu sürecin içindeki ailelerin en çok duymak istediği şey, bu durumun bir gün bitip bitmeyeceğidir. İyi haber şu ki özellikle bebeklik döneminde başlayan süt, yumurta, soya ve buğday gibi gıdalara karşı geliştirilen tepkiler, bağışıklık sistemi ve bağırsaklar olgunlaştıkça yavaş yavaş kaybolma eğilimindedir. Beş yaşına gelindiğinde bu çocukların çok büyük bir kısmı söz konusu yiyecekleri hiçbir sorun yaşamadan tüketebilir duruma gelir.

Vücudun bu yiyecekleri kabullenmeye başladığı sinyalleri alındığında, iyileşme süreci kademeli olarak test edilir. Besin merdiveni denilen bir yöntemle gıda vücuda tanıtılır. Süt için örnek vermek gerekirse, önce içinde çok az süt bulunan ve fırında çok yüksek ısıda uzun süre pişmiş bir kek denenir. Yüksek ısı proteinin yapısını kırdığı için vücut buna daha kolay tolerans gösterir. Eğer bu aşama sorunsuz geçilirse, fermente edilmiş yoğurt gibi ürünlere geçilir. En son adımda ise taze ve doğrudan süt verilir.

Eğer çocuğun yaşı ilerlemesine rağmen tolerans gelişmiyorsa, çok sıkı diyet yapmak çocuğun hayat kalitesini düşürüyorsa ve sürekli bir anafilaksi korkusu yaşanıyorsa, o zaman aktif bir tedavi yöntemi olan duyarsızlaştırma, yani aşı tedavisi gündeme gelir. Bu yöntemde vücudun tepki verdiği gıda mikroskobik dozlarda laboratuvar ortamında hazırlanarak çocuğa her gün düzenli olarak verilir. Vücut bu küçücük doza alıştıkça miktar milim milim artırılır. Aylar süren bu titiz çalışma sonucunda bağışıklık sistemi o yiyeceğe karşı körleşir ve tepki vermeyi bırakır. Oldukça zahmetli olan bu tedavi, içerdiği riskler nedeniyle sadece tam donanımlı merkezlerde ve büyük bir dikkatle yürütülmelidir.

Besin Alerjisi Olan Çocuğun Psikolojisi Nasıl Desteklenmelidir?

Tüm bu tıbbi süreçlerin, testlerin ve diyetlerin ötesinde, olayın bir de çocuğun iç dünyasına yansıyan, gözle görülmeyen çok hassas bir boyutu vardır. Kendisinin diğer çocuklardan farklı olduğunu fark eden, sürekli “Bunu yiyemezsin, bu sana dokunur” sözleriyle büyüyen bir çocukta zamanla yemek yeme korkusu, kaygı bozukluğu veya içe kapanma gelişebilir. Çocuğa durumu bir felaket veya hastalık gibi değil sadece vücudunun bir özelliği olarak anlatmak gerekir.

Çocuğun kendini daha güçlü ve güvende hissetmesi için yapılması gerekenler şunlardır:

  • Anlatmak
  • Dinlemek
  • Öğretmek
  • Cesaretlendirmek

Çocuğa neye hassasiyeti olduğu, onun yaşına uygun ve korkutucu olmayan bir dille izah edilmelidir. Dışarıda yemek yenileceği zaman çocuğun da garsona “Bunun içinde süt var mı?” diye sorması teşvik edilmeli, kendi sorumluluğunu almasına yavaş yavaş izin verilmelidir.

Sıkça sorulan sorular

Alerjiye neden olan besinlerden tamamen kaçınılmalı, gıda etiketleri dikkatle okunmalı ve okul ile bakıcılar bilgilendirilmelidir. Doktorun önerdiği acil eylem planına uyulması olası reaksiyonların yönetimi açısından önemlidir.

Süt, yumurta, yer fıstığı, ağaç yemişleri, buğday, soya, balık ve kabuklu deniz ürünleri çocuklarda en sık alerjik reaksiyona neden olan besinler arasında yer alır. Her çocukta sorumlu besin farklı olabilir.

Paketli ürünlerde alerjen içeren bileşenler veya eser miktarda alerjen bulunabilir. Etiketlerin her alışverişte yeniden kontrol edilmesi, yanlışlıkla alerjen tüketimini önlemeye yardımcı olur.

Nefes darlığı, dudak ve dilde şişlik, yaygın kurdeşen, ses kısıklığı veya bayılma gibi belirtiler anafilaksi düşündürebilir. Bu durumda doktorun önerdiği adrenalin otoenjektörü uygulanmalı ve acil sağlık desteği alınmalıdır.

Öğretmenler, okul yönetimi ve bakım veren kişiler çocuğun alerjisi hakkında bilgilendirilmelidir. Güvenli beslenme planı oluşturulmalı ve acil durumda uygulanacak tedavi protokolü herkes tarafından bilinmelidir.

Alerjen besin çıkarıldığında eksik kalan besin öğeleri uygun alternatiflerle tamamlanmalıdır. Çocuğun büyüme ve gelişmesinin sağlıklı devam edebilmesi için diyetisyen desteğiyle kişiye özel beslenme planı hazırlanması önerilir.

Süt, yumurta ve buğday alerjileri bazı çocuklarda yaş ilerledikçe düzelebilir. Yer fıstığı ve kabuklu yemiş alerjileri ise daha kalıcı olabilir. Düzenli uzman kontrolleriyle alerjinin seyri takip edilmelidir.

Yemek hazırlarken kullanılan mutfak gereçleri temiz tutulmalı, alerjen içeren ve içermeyen gıdalar ayrı hazırlanmalıdır. Restoranlarda çapraz bulaşma riski hakkında bilgi verilmesi de önem taşır.

Tekrarlayan döküntü, kusma, nefes darlığı, yüzde şişlik, hırıltı veya besin tüketimi sonrası gelişen ciddi reaksiyonlar vakit kaybetmeden çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Düzenli kontroller sayesinde alerjinin seyri değerlendirilir, beslenme planı güncellenir ve gerektiğinde yeni testler yapılabilir. Bu yaklaşım hem büyüme gelişmeyi destekler hem de ciddi alerjik reaksiyon riskini azaltmaya yardımcı olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button